-
Birtakım Laflar Vol.2;
Bazen hayatımın çok kötü gittiğini düşünüyorum. Her şeyin üst üste geldiğini görüyorum ve bazen bunun sırf beni denemek için yapıldığını hisseder gibi oluyorum. Kim ne derse desin ben inançlı biriyim ve şu hayatta her gün bir “kul” olarak sınandığımı düşünüyorum. Bu yüzden kaldırabileceğimden fazlası yaşatılmadığı için şükrediyor ve kaldırabileceklerimden zor olanlarıyla sınandığımı düşündüğüm için üzülüyorum. Bilmiyorum, belki de başımdakiler dert bile değil bir başkasına göre. Ama hayata benim gözlerimden bakınca; üzgün olmamak elde değil. Yani; mutsuzum.
Bazen konuşacak birilerini arıyorum. Ama bu garip çünkü ben genelde dertlendiğim zaman sadece yazarım. Buraya bile gerek olmadan, defterlerimden birini açarım ve saatlerce, sayfalarca yazarım. İçimdekiler tam anlamıyla içimi terk edene kadar, gerçekten rahatladığımı hissedene kadar yazarım. Konuştuğum tek varlık kağıttır yani. Fazlasını aramışlığım olmaz, genelde. Ama işte bazen öyle bir şey arıyorum ki, yani öyle birini arıyorum ki; beni dinlesin. Yorum yapması gerekmez. Sadece dinlesin ve ben anlatırken içimdekileri, tıpkı kağıtlarımla konuşuyormuş gibi olayım rahat olayım. Ne demeliyim, nasıl demeliyim diye düşünmeden konuşmalıyım yani. Öyle birini arıyorum bazen. Ve malesef hiç bulamıyorum. Hiç bulamadım. Bulabileceğimi de sanmıyorum. Yani; ümitsizim.
Bazen nefes alamayacak gibi oluyorum. Gece gibi kararıyor içim. Gözlerim kızarıyor, sanki 78465837465 yıldır ağlıyormuşum gibi. Ellerim falan titriyor. Yazmak bile rahatlatmıyor o zaman beni ve en kötüsü böyle zamanlarda ağlayamıyorum. Tek istediğim şey ağlamak oluyor ve benim gözümden zinhar damla akmıyor. İnat ediyor bedenim ve ben daha fazla acı çekiyorum. Daha çok bunalıyorum ve boğazımda düğümleniyor bir şeyler, kalıyor öylece. Yani; ağlayamıyorum.
Bazen “aşka aç” biri olduğumu herkese söylemek istiyorum. Ayran gönüllüyüm, kabul ediyorum ama sular seller gibi de aşık olabilecek biriyim. Sadece beni kendine o kadar aşık edecek birinin var olduğundan biraz şüpheliyim. Şüpheliyidim. Buldum. Ve gördüm günümü, aldım ağzımın payını. Aşık olmayı hiç istemezken ve inanır mısınız hiç aklımda yokken aşık oldum birden, pat diye. Ve hiç aklıma gelemeyecek birine. Ama asla söyleyemedim ona, gidip de diyemedim “Sanırım sana aşık oldum.” diye. Neden? Çünkü daha önce bahsetmiştim; korktum ben de her insan gibi. Rezil olmaktan ya da onun beni sevmemesinden falan değil de; ciddiye alınmamaktan korktum. Evet belki de tek korkum buydu. Ciddiye alınmamak. Çünkü bazen ben bile kendimi ciddiye alamıyorum. E, haliyle de insan kendi kendini bile ciddiye alamazken başkalarının onu ciddiye almayışları kadar doğal bir şey olmuyor. Ama aşık oldum işte, ne yapayım. Rüyalarımda onu görmeye falan başladım. İnanır mısınız; rüyalarımda onu gördüğüm için uyuyamaz oldum. Sırf onu görmemek için uyumaz oldum. Ve durduk yere ağlar oldum. Yani aslında; acı çekiyorum.
Bazen bazı insanları hiç sevmiyorum. Ama hayatımdan çıkarabileceğim türden insanlar olmuyor bunlar. O yüzden de iyice fenalaşıyorum. Bazı davranışlarıyla beni çileden çıkartan insanlar var çevremde ve ben onlardan kurtulamıyorum. Bazısından da kurtulmak istemiyorum. Şanslar veriyorum onlara. Yani; giderek daha çok yıpranıyorum.
Bazen de duruyorum öylece, düşünüyorum. Bu şeyler pek kötü gelmiyor birden bana. Sonra hatırlatıyorum kendime, Tuna Kiremitçi’den;
“Beni öldürmeyen acı hiçbir halta yaramıyor demektir.”Öyle hallerdeyim.